Yalova Benim Kentimdir!...
Ülkemiz, bir uçtan bir uca mekanları ve çevresiyle Atatürk’le bütünleşmiş, O’nun çabalarının anılarıyla dopdoludur. Kimi yerlerde inandığı ve güvendiği halkıyla bir olup, bağımsızlık savaşını başlatıp yürütmüş, kimi yerlerde de ulusunun çağdaş uygarlık yolundaki  yeniliklere ulaşmasına öncülük etmiştir.

Yalova, Cumhuriyetin ilk yıllarında insanların yaşamak için tercih ettikleri bir yerleşim merkezi değildi. O yıllarda yalnız Yalova değil, birçok yerlerde de, sıtma hastalığı çok yaygındı. Dağlık bölgelerdeki köylerin nüfusu bile Yalova’dan çok fazlaydı. Yalova halkı, sıtma tehdidi altındaydı. Bu durum Atatürk’ün Yalova’ya geldiği 19 Ağustos 1929 yılına kadar sürdü.

Bu tarihten sonra artık Yalova'nın kaderi değişiyor ve Ulu Önder'in "YALOVA BENİM KENTİMDİR" diyerek sahiplendiği bu yerleşim merkezi önemli bir kent haline geliyordu.

22 Ağustos 1929 tarihli Cumhuriyet gazetesinin haberi Yalova'nın önemli bir kent haline geleceğini belgeliyordu.

Haber aynen şöyle idi.

“…Gazi Hazretlerinin İstanbul civarında meydana getirmek istedikleri özel numune çiftliğinin yeri için Yalova ve civarında tahkikat icra buyurmakta  olmalarına ihtimal verilmektedir. Gazi hazretlerinin irşatları üzerine, Hükümet Yalova Kaplıcalarının imar ve ihyasına derhal teşebbüs edecek ve burada asri hamamlar inşa edecektir. İcap eden sermaye milli bankalarla hükümet tarafından verilecektir. Yalova kaplıcalarındaki şifa kaynaklarının diğer Avrupa kaplıcalarında olmadığı anlaşılmıştır. Uzmanlardan meydana gelen bir heyet Yalova’ya gelerek incelemelerde bulunacaktır.”

Bu tarihten itibaren Yalova Atatürk’ün özel ilgisiyle hızla gelişirken, yerli ve yabancı konuklarının ağırlandığı ve önemli kararların alındığı bir yönetim merkezi haline de gelmişti.

Atatürk’ün Yalova ve çevresine bu kadar önem vermesinin nedenlerinin başında; Termal’in doğal güzellikleri, şifalı suları, bölgede tarım çiftliklerin bulunması, ulaşım açısından merkezi bir yer olması İstanbul ve Bursa’ya yakın olması ve en önemlisi ise, yöreyi kalkındırma arzusuydu. Ulu Önder’in Yalova’yı keşfettiği günlerde gazetelerde çıkan haberler oldukça önemliydi.

Gazi Hazretlerinin ihyakar emir ve irşatlarıyla elektrikçi, demirci, duvarcı, marangoz gibi 400 muhtelif Türk Sanatkara, tabii ve çok zengin güzellikler içinde harap, çalı ve ısırgınlarla kaplı bahçeleri temizlettiler.Kuvvetli bir motorla elektrik, telsiz irtibatı ve tenviratı yaptılar.Demir borularla sıcak ve soğuk suları kaynağından getirirken, acil durumlarda kullanılmak üzere depolar hazırladılar.Tarihi kıymete haiz kurşunlu banyosunun çini döşemeleri, kurşun ve sıvaları ikmal edildi.Kaplıcayı Yalova’ya bağlayan 12.5 km.lik şosenin muhtelif yerlerinde tamirat devam ediyor. Gazi hazretleri, yalnız kaplıcayı değil, bütün yöreyi imar ve ihyaya başlamıştır.

Samanlı ve Yalova derelerinin yatakları temizlenmekte ve böylece yöre halkının iliklerine kadar işleyen ve bu gün maalesef hekimsizlik yüzünden Şayan-ı merhamet hale gelen sağlık durumu bu surette kökünden ıslah edilmiş olacaktır.Az zamanda çok parlak bir istikbale yürüyen Yalova civarında, Yalova-Karamürsel yolunun tanzimine başlamıştır.

Ulu Önder Atatürk tarafından satın alınan ve ölümünden önce kayıtsız ve şartsız olarak Hazineye bağışladı arazilerin elde ediliş biçimleri, çeşitli belgi ve bilgiler ışığında incelenmiştir. Bu belgelere göre Karamürsel Müdürlüğü’nün 14.09.1929 tarih ve 177 sayılı telgraf namesinde bu arazilerin ihale ile satın alındığı, daha sonra 02.11.1931 tarih ve 8298/515 numara ile Noter kayıtlarına alındığı anlaşılmaktadır. İhale ile alınan ve adına kayıtlı olan bu çiftlik arazilerinin bir müddet işletildiği, daha sonra Hazineye devredildiği belirlenmektedir. 11 Mayıs 1938 tarihinde Çankaya Tapu Sicil Muhafızı Eşref TÜZÜNER Marmara Köşkü’nde Atatürk’ün huzurunda hazırladığı resmi senette 134-151 sıra da yer alan Yalova Baltacı ve Millet Çiftliklerinde yer alan arazilerinin tamamının kayıtsız ve şartsız olarak Maliye Hazinesine terk edilerek, Hazine adına tescil edildiği, 135 nolu, Millet Çiftliği Çiftlik ebniyesi ve Rüstem Paşa Vakfı’ndan 6928.092 m² zeytinlik bahçe ve tarlanın da Hazineye bağışlandığı kayıtlardan anlaşılmaktadır.

Atatürk tarafından Hazineye bağışlanmış ve millet çiftliği olarak bilinen arazinin bir kısmının yerleşime açıldığı geride kalanın da 02.10.1956 tarih ve 4/8072 sayılı kararname ile Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü’ne devredildiği anlaşılmaktadır.Daha sonra, Tarım Bakanlığı’nın talebi üzerine, Bakanlar Kurulu 17.04.1961 tarih, Başbakanlık Kanunlar Kararlar Tetkik Dairesi 5?1080 sayılı kararı ile Devlet Üretme Çiftliği’nin Millet Çiftliği olarak anılan arazisinin 1335,65 dekarlık alanı Tarım Bakanlığı’na devredilmiştir.

Atatürk Türk tarihi çalışmalarına ilk kez Yalova’da başlamıştı, kente her gelişinde bavul dolusu kitaplar getirir, bunları tek tek inceler, Yalova’ya çağırdığı devlet ve bilim adamlarıyla her konuyu sabahlara kadar süren toplantılarda tartışırdı.1929 yılında yaşamının sonuna kadar önem verdiği Yalova’ya 22 Ocak 1938 tarihinde son gezisini yapıyordu.Termal Oteli inşaatı bitirilmiş ve Atatürk Yalova’ya davet edilmişti.

22 Ocak 1938’de otelin açılışını yaptı ve ilk konuğu doktoru oldu. Doktor Nihat Reşat BELGER Atatürk’ü muayene etmiş ve rahatsızlığının sebebini bulmuştu. Bu hastalığın adı SİROZ’du …

Atatürk, ilk kez 19 Ağustos 1929’da, yanında dönemin İçişleri Bakanı Şükrü KAYA, Özel Kalem Müdürü Tevfik BIYIKOĞLU, Başyaveri Rusuhi, Kılıç Ali ve Recep ZÜHTÜ beyler ile birlikte Yalova’ya gelmiş ve son ayrılış tarihi olan 01 Şubat 1938’e kadar toplam 311 gün kalmıştır.

Yazının Devamı İçin Tıklayınız...



| Anasayfa | Ahşap Karkas | Duvar Panelleri | Döşeme Kirişleri | Çatı Makasları | Ev Planları | Haberler | Makaleler | Foto Galeri | Gazete |

| Ekibimiz | İletişim | Referanslarımız | Kurumsal | Kullanım Koşulları

Copyright © ASMAZ Enerji İletişim İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.