.jpg) Çelik Erengezgin, Yük. Mimar, ÇA+BA Tasarım Sanat Uygulama Ltd.Şti.
Yakın bir zaman içinde depremle sarsılan Afyon, ahşap yapıyı tercih etti.
Y. Mimar Çelik Erengezgin organizatörlüğünde, ortalama büyüklüğü 300 m2 olan 70 villadan oluşan Türkiye'nin ilk "ahşap yapı" kooperatifi, üyelerle yapılan anketler ve görüşmelerle geliştirildi ve örnek evler olarak inşa edildi.
Yazıdaki fotoğraflar, inşaatın dördüncü ayını gösteriyor.Çatı örtüsü ahşap olarak örtülmüş. Bunun üzerine sert köpük ve kiremit uygulaması yapabiliriz.
Bazı ilk'ler…
69 ortakla sürdürülen görüşmeler altı ay sürse de sonunda varılan nokta herkesi mutlu etmişe benziyor.. Yani tartışmalara değdi doğrusu.. Bu hali ile Türkiye'nin ilk "ahşap yapı" kooperatifi..
"Peki şimdiye kadar yapılanlar ne?" diyeceksiniz.. Onlar, müteahhitler tarafından yapılıp satışa sunulan örnekler. Burada ilk kez, sahibi önceden belli kişiler bir araya gelip "Benim evim ahşap olsun!" dediler... Fark burada...
Bir ilk özelliği daha var bu kooperatifin. Üç farklı plan tipi, üyelerle yapılan anketler ve görüşmelerle geliştirildi ve örnek evler olarak inşa edildi. Daha sonra herkes düşüncesini söyledi ve evlerin planları tadilat projesi gerektirecek biçimde yeniden değiştirildi. Bu arada üyeler yer kuralarını çektiler ve her biri teker teker, "benim yerime şu tip olsun" diyerek seçimini yaptı. Böylece, projelerde gelişim ve tiplerde yerine göre seçim şansı taşıması yönünden de ilk olma özelliğini kazandı..
Her ne kadar daha önceki bilgisayar resimleri ile yapılanlar arasında benzerlikler giderek azalmakta ise de, bu sitenin müellif mimarı olmak yerine, organizatör mimarı olmak daha hoşuma gitti galiba.. Bu yüzden, son görünüşler beni hiç anlatmasa da, "bu işi ben becerdim galiba" demekten mutluluk duyacağım bir eylem gerçekleştiriyoruz..
Anadolu'nun bağrından çıkıp bize unutturulan ahşabın yine bir Anadolu şehrinde hayat bulması mutluluk vericidir. Üstelik, depremin üzücü hatıralarla zihinlere kazındığı bir bölgede yapılan evlerin bu riski tamamen ortadan kaldırması sevindiricidir. Örneklerin önceden yapılıp seçim ve gelişim şansının yaratılması bence meslek ahlakına da pek uyan bir yaklaşımdır. Demokratik bir seçim şansının, o evlerde yaşamayı daha anlamlı kılacağı kuşkusuzdur. Üyeler arasında Afyon'un seçkin mimar, mühendis ve müteahhitlerinin bulunması, bu sisteme duyulan saygı, güven ve desteğin en güzel işaretidir. Ahşabın tek başına izolasyon ve sağlık değerleri yönünden yaşayanların hayatına sayısız değerler katacağından da şüphe edilemez...
Varsın planlar benim değil onların olsun. Neticede orada yaşayacak olanlar onlar değil mi? Mimarın nereye kadar dayatmacı olma hakkı vardır ki?...
Malzemeler ve inşa tekniği
Bu yüzden, "pencereler ve kaplamalar keşke plastik olmasaydı" gibi takıntılarımdan hiç söz etmeyeceğim. "Bana kalsa vaziyet planı şöyle olurdu" demek yerine, durumu saygı ile kabul ediyorum.
Erken biten üç örnekten, ihale sürecine kadar geçen süre içinde, üyeler seçimlerini yaptı.
Özel taleplerini dile getirdi ve tadilat projeleri belediyeye tasdik ettirildi. Ardından, yüklenici firma ile anlaşma yapıldı ve dört ay önce işe tekrar başlandı.
Tabii bu arada boş durulmadı; drenaj, çevre duvarı, tesisat kanalları gibi bazı altyapı hizmetleri ve beton temeller subasman seviyesine kadar bitirildi. Yani ahşabın başladığı noktaya kadar...
Bu fotoğraflar dördüncü ayın tablosu.. Yapımcı firma, eski deneyimleri ve üç örnek evi yaparken edindiği güven sonucu, daha işe başlarken, kendisini de bağlayan tabelayı, şantiye girişine dikmiş bile.. 7 ayda 70 konut bitecek diyor ve gördüğünüz gibi de bitiyor!...
Beton ve ahşap
Şimdi, sevgili beton-severler ellerini vicdanlarına koyarak şu soruyu sorsunlar: "Böyle bir şantiyede, ortalama büyüklüğü 300 m2 olan 70 villa bu sürede bitirilebilir miydi?.." Bunu düşünmek sadece bir hayaldir!.. Yapım sürecinde, iki katından, dört katına kadar fark çıkardı... Sizin için de "zaman=para" ilişkisi önemli bir değer ise, daha işin başında, ahşap-beton yarışının anlamını kaybetmekte olduğunu görürsünüz..
Deprem konusunda, ahşabın sıfıra yaklaşan riski ile betonarmenin baş etme şansı ise hiç yoktur.. Beton sağlam olmaz mı? Olur, bal gibi olur!. Ama ne karşılığında?.. Tıpkı, nükleer santral ile elektrik üretmeye benzer. Hem dünyanın en pahalı enerjisini üretirsiniz hem de taşıdığınız hesap dışı risklerin haddi hesabı yoktur.. "Değer mi?" sorusu hep aklınıza takılı kalır.
50.000 kişiyi betonarmeye kurban verdik. Birileri hala öldüren "deprem" sanıyor!.. Örneğin İstanbul'daki yapıların en az yarısının, deprem beklemeden hayati tehlike sınırına ulaştığını, resmi raporlar haykırsa da bazıları hala işitmiyor… Bildiğiniz kötü yapım koşullarına, zaten bilimsel ömrü 60 yıl olan betonun risklerini eklediğinizde, bence hiç de şaşılacak bir tablo değil...
Benim, nerede ise 50 yıllık gözlemlerime güveniyorsanız inanmayın derim!.. "Nerden çıktı bu mimarın bunca yıllık beton deneyimi?" derseniz, rahmetli babamın,cumhuriyetimizin ilk inşaat mühendislerinden, büyük ağabeyimin de 46 yıllık betonarmeci inşaat mühendisi olduğunu söylemeliyim.. Yani baba evinde, soframızdaki ekmeğin teknesi idi beton...
"Peki ahşapla nasıl bu kadar samimi oldun öyleyse?" diyorsanız, 20 yıllık atölyeciliğin ardından 22 yıldır oturduğum ve en ilkel koşullarda "kendi ellerimle yaptığım" ahşap evin deneyimi bana bütün bunları yaşarken öğretti.
Ülkemiz koşullarında otokontrol olanakları son derece kısıtlı olan betonun, bittikten sonraki performansını ancak teknik cihazlarla, o da bir yere kadar denetleyebilirsiniz. Bu zorluktan ötürü statik hesaplarda emniyet katsayıları daima gerekenin on katı değerlerde alınır.
Yani betonarme bir yandan da kendi hamallığını üstlenir.
Radon gazından ve manyetik alan sorunlarından şimdilik hiç bahsetmeyeceğim...
Enerji ve ekoloji
Ayrıca, ahşapla elde edilen yaşam standardını ve yapı performansını da hesaba katmıyorum.. O gözle bakarsanız, ısıtma ve soğutma giderleri açısından en az yüzde 30 avantaj sağlayan ahşabın, tüm tesisat yatırımını üç beş sene içinde amorti ettiğini görürsünüz.. İzolasyonda, mantolama çılgınlığının hayli revaçta olduğu, nefes alma kabiliyetini tamamen yitirmiş, "termos konutlar" yapmanın marifet sanıldığı günümüzde, bir dünya para ve zahmetle ıslah
dilmeye çalışılan beton-tuğla konutlara harcanan ekstralar bile durumu kurtarmaya yetmiyor bence.. Artık güneşin ısıtamadığı evler elde ediyoruz mantolama sayesinde.. Ne kadar para harcarsanız o kadar mekanik konfor elde edebiliyorsunuz.. Doğal olanaklar, gündeminizin dışındadır artık.
Enerji ve ekoloji adına, nerede ise işin yarısını çözebilen bu evlerin, doğru yönlenme ve planlamanın ardından, ev maliyetinin yüzde 20'si kadar bir harcama ile "0" enerjili evlere dönüşmesinin mümkün olduğunu, üniversitelerde ve halka açık platformlarda anlatıp duruyorum.. Bu arada bir projemin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Sayın Hilmi Güler tarafından, içtenlikle karşılanıp, bakanlık projesi haline geldiğini mutlulukla bildirmeliyim...
Daha da ileri giderek, "Kendi Enerjisini Üreten Ahşap İlköğretim Okulu" projemizin de bürokratik kademeler ve sivil girişimcilerce sahiplenildiğini ve hayata geçirilmesinin sabırsızlıkla beklendiğini de söylemekten mutluluk duyuyorum.. Tercihiniz ahşaptan yana olduğunda, en zayıf ihtimalle, malzemeyi temin eder, bileğinize güvenir ve kendi evinizi kendiniz çatarsınız.. Diyelim ki kendiniz soyundunuz bu işe.. Önce temelinize sıkıca bağlayın taban ahşaplarını.. Yapım bittiğinde ayakta duruyor ve çaktığınız çivileri görüyorsanız, inanın, ömür boyu size hizmet vermeye devam edecektir. Ve bu işi her hava koşulunda yapabileceksiniz.. Yanal yükler dediğimiz, rüzgar ve deprem yüklerini karşılamak üzere, ya dedemizin bildiği Osmanlı çatkısı, ya da Amerikan paneli dediğimiz, OSB veya kontraplak çakıp duvar elde ederek bitirirsiniz evi ve güle güle oturursunuz...
Hepinize hayırlı ahşaplar!...
|